Kanserden Korunma Yöntemleri (Hastalıklar / Kanser) Kanserden Korunma Yöntemleri

Kanser; vücuttaki normal hücrelerin çok aÅŸamalı bir süreçte tümör hücrelerine dönüÅŸerek kontrolsüz çoÄŸalmasıyla oluÅŸan bir hastalıktır. Sonraki aÅŸamada kontrolsüz çoÄŸalan bu hücreler çevre ve uzak organlara yayılabilir. Kanser dünyada ve ülkemizde en önemli hastalık ve ölüm nedenlerinden biridir. Ülkemizde erkeklerde sırasıyla akciÄŸer, prostat, kalın bağırsak, mesane ve mide kanserleri en sık görülürken, kadınlarda ise sırasıyla meme, tiroit, kalın bağırsak, rahim ve akciÄŸer kanseri en sık görülmektedir (Tablo 1). Tüm kanser vakalarının sadece% 5-10`u genetik kusurlara atfedilebilirken, geri kalan % 90-95`inin kökleri çevreye ve yaÅŸam biçimine dayandırılmaktadır. Kanserden ölümlerin yaklaşık üçte biri; baÅŸlıca beÅŸ davranışsal ve beslenme ile ilgili risk faktörlerinden kaynaklanmaktadır: fazla kilolu ya da ÅŸiÅŸman (obez) olma, meyve ve sebzeyi az tüketme, yetersiz fiziksel aktivite, tütün kullanımı ve alkol kullanımı. Tütün kullanımı kanser için en önemli risk faktörüdür ve kanser ölümlerinin yaklaşık %22’sinden sorumludur.

Günümüzde kanserin %30-50’si önlenebilir. Bu, risk faktörlerinden kaçınma ve mevcut kanıt dayalı önleme stratejilerini uygulama yoluyla baÅŸarılabilir. Birçok kanserin iyileÅŸme olasılığı, erken tanı konmuÅŸ ve uygun ÅŸekilde tedavi edilmiÅŸse yüksektir.

Kansere neden olan deÄŸiÅŸtirilebilir veya önlenebilir risk faktörleri

Önemli risk faktörlerinin deÄŸiÅŸtirilmesi veya önlenmesi, kanser yükünü önemli ölçüde azaltabilmektedir. Bu risk faktörleri ÅŸunlardır:

Sigara baÅŸta olmak üzere tütün ürünlerinin kullanımı
Pasif içici olma (sigara baÅŸta olmak üzere tütün ürünlerinin dumanına maruziyet)
Fazla kilolu veya obez olma
DüÅŸük meyve ve sebze alımı, saÄŸlıksız beslenme
Yetersiz fiziksel aktivite
Alkol kullanımı
Cinsel yolla bulaÅŸan İnsan papilloma virüsü (HPV) enfeksiyonu
Hepatit B (HBV) veya diğer kanser yapıcı enfeksiyonlar
İyonize ve ultraviyole radyasyon
Kentsel hava kirliliÄŸi
Katı yakıtların kullanımıyla oluşan kapalı alan dumanı
Kansere neden olabilecek maddelere çalışma ortamlarında maruz kalmak


Kanserden korumaya yönelik önlemler ÅŸu ÅŸekilde sıralanabilir:

Sigara baÅŸta olmak üzere tütün ürünlerinin hiçbirini kullanmamak

Sigara kullanımı akciÄŸer kanserinin en sık görülen nedenidir (%90’dan fazla). Sigara dumanında 4000’den fazla kimyasal madde olup bunlardan en az 250`sinin zararlı olduÄŸu ve 50`den fazlasının da kansere neden olduÄŸu bilinmektedir. Nargile, puro ve pipo da akciÄŸer kanseri baÅŸta olmak üzere birçok kansere ve baÅŸka hastalıklara yol açmaktadır. Tütün içimi ile iliÅŸkili olarak genel olarak baÅŸta akciÄŸer kanseri olmak üzere, oral kavite (ağız boÅŸluÄŸu) ve larinks (gırtlak), mesane, özofagus (yemek borusu), karaciÄŸer, pankreas, kemik, lösemi, mide, böbrek ve serviks (rahim aÄŸzı) kanseri görülebilmektedir. Elektronik sigara da; zararsız olmayıp insan saÄŸlığı açısından tehlikeli olduÄŸu bilinen maddeler ihtiva etmektedir.

En iyisi sigara ve diÄŸer tütün ürünlerine hiç baÅŸlamamaktır ancak baÅŸlandıysa da bırakmak gerekmektedir. YaÅŸ ne olursa olsun veya ne kadar süre kullanıldığına bakılmaksızın, sigara baÅŸta olmak üzere tüm tütün ürünlerini kullanmayı bırakmak akciÄŸer kanseri baÅŸta olmak üzere neden olduÄŸu birçok kanser ve hastalığın görülme riskini düÅŸürmekte ve daha uzun ve saÄŸlıklı yaÅŸamaya yardımcı olmaktadır.

Pasif içici olmama, dumansız alanlar oluÅŸturma

Pasif içicilik; baÅŸkalarının içtikleri veya yanan tütün ürününden -sigara, puro, pipo, nargile, elektronik sigara gibi- kaynaklanan dumanın solunmasıdır. Tütün dumanına maruziyet, dünyada her yıl birçok insanın ölümüne neden olmaktadır. Tütün dumanına maruz kalmak, akciÄŸer ve meme kanseri ile kalp krizleri gibi birçok öldürücü hastalığa neden olmaktadır. Çocuklar tütün dumanının zararlı etkilerine karşı çok daha hassastır. Bu nedenle dumansız hava sahaları oluÅŸturmak toplumdaki saÄŸlıklı bireylerin bu zararlı etkilerden korunması için oldukça önemlidir. Ülkemizde de bu amaçla kapalı alanlarda sigaranın içilmesi yasaklanmıştır. Bu nedenle bizlerin de toplumda yaÅŸayan bir birey olarak evimiz dahil sosyal yaÅŸantı alanlarında sigara içilmesine izin vermememiz oldukça önemlidir.

Sağlıklı (normal) kiloya ulaşmak ve bunu korumak

Sağlıklı kiloda olup olmadığımızı nasıl bilebiliriz?

On dokuz yaÅŸ ve üzeri eriÅŸkinler, beden kütle indekslerini (BKİ) hesaplayarak normal kiloda olup olmadıklarını öÄŸrenilebilirler. Beden kütle indeksi, kilogram olarak vücut ağırlığının, metre cinsinden boy uzunluÄŸunun karesine bölünmesiyle hesaplanır (kg/m2).

Vücut Ağırlığı (kg)

BKİ= --------------------------------------------------------

Boy uzunluÄŸu (m) X Boy uzunluÄŸu (m)

Beden kütle indeksine göre obezite sınıflaması Tablo 2’de gösterilmiÅŸtir. Ayrıca saÄŸlıklı olmak açısından bel çevresi ile bel çevresinin kalça çevresine oranı da önemlidir.

Dünya SaÄŸlık Örgütünün 19 yaşına kadar beden kütle indeksinin yaÅŸ ve cinsiyete göre belirlenmiÅŸ persentil eÄŸrileri bulunmaktadır. BeÅŸ yaÅŸ altı çocuklarda yaÅŸ ve cinsiyete göre belirlenmiÅŸ çizelgelerde 97. Persentil üzeri fazla kilolu ve 99. Persentil üzeri obez olarak tanımlanır. BeÅŸ yaÅŸ ve daha büyük çocuklarda ise 85. ile 97. persentil arası “fazla kilolu”, 97. persentil üzeri ise “obez” olarak tanımlanmaktadır.

ÅžiÅŸmanlık (obezite), Dünya SaÄŸlık Örgütü (DSÖ) tarafından “saÄŸlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yaÄŸ birikmesi” olarak tanımlanmaktadır. Obezite; meme, kalın barsak (kolorektal), rahim aÄŸzı (serviks), rahim (endometrium), yumurtalık (over), safra kesesi, böbrek, prostat ve karaciÄŸer kanseri ile birlikte birçok hastalığın (kalp damar hastalıkları ve ÅŸeker hastalığı (Tip 2 Diyabet) gibi) riskini de arttırmaktadır. Günümüzde obezitenin en sık nedeni enerjisi yüksek gıdalara kolay ulaşılmasıyla birlikte fazla kalori alımı ve duraÄŸan yaÅŸamdan dolayı yeterli fiziksel aktivite yapmamaktır.

Yeterli ve dengeli (sağlıklı) beslenmek

Yeterli ve dengeli diÄŸer bir deyiÅŸle saÄŸlıklı beslenme; süt ve ürünleri (yoÄŸurt, ayran, peynir vb.), et ve ürünleri, tavuk, balık, yumurta ve kuru baklagiller (mercimek, kuru fasulye, nohut vd.) ile yaÄŸlı tohumlar (ceviz, fındık, badem vb.), taze sebzeler, taze meyveler, ekmek ve tahıllar (bulgur, pirinç, makarna vb.) besin gruplarının yeterli ve dengeli bir ÅŸekilde tüketilmesidir.

Günlük enerji alımı dengelenerek ve fiziksel aktivite artırılarak vücut ağırlığı denetim altına alınabilir. SaÄŸlıklı beslenme; yaÅŸamın sürdürülmesi, büyüme ve geliÅŸme, üretkenlik, saÄŸlık ve iyi hal için anne karnında baÅŸlayan yaÅŸamdan, bebeklik, çocukluk, ergenlik ve yetiÅŸkinlikten yaÅŸlılık dönemine kadar uzanan tüm yaÅŸam sürecinin olmazsa olmazıdır.

Yeterli ve dengeli beslenme ilkelerine uygun olacak ÅŸekilde günde üç ana öÄŸün tüketilmelidir. Özellikle kahvaltı öÄŸünü atlanmamalıdır. Kahvaltı öÄŸününün atlanması saÄŸlıklı vücut ağırlığının sürdürülebilirliÄŸini engellemektedir. ÖÄŸünlerde çeÅŸitli besinlerin tüketimi saÄŸlanmalıdır.

ÖÄŸün aralarında enerji içeriÄŸi düÅŸük olan besinler (meyve, sebze, süt ve ayran gibi) tüketilmeli ve saÄŸlıklı besin seçimine özen gösterilmelidir.

Basit karbonhidrat, toplam ve doymuÅŸ yaÄŸ içeriÄŸi yüksek olan yiyeceklerin (ÅŸeker, çikolata, kek, pasta, börek, çörek, yaÄŸlı, kremalı ve içeriÄŸi bilinmeyen her türlü yiyecek) tüketiminden kaçınılmalıdır.

Enerji içeriÄŸi yüksek olan içeceklerin (ÅŸeker eklenmiÅŸ gazlı/gazsız içecek ve hazır meyve suları gibi) yerine su, süt, ayran, taze sıkılmış meyve suyu gibi saÄŸlıklı içecekler tercih edilmelidir.

Vücut ağırlığının denetiminde posa içeriÄŸi yüksek olan besinlerin tüketimi önemlidir. Bunun için beyaz ekmek yerine tam tahıl ürünleri, pirinç yerine bulgur pilavı, sebze ve meyve sularının yerine sebze ve meyvenin kendisi tüketilmelidir. Kuru baklagillerin tüketimi artırılmalıdır.

Yiyecekler iyice çiÄŸnenmeli, yavaÅŸ yavaÅŸ tüketilmelidir.

Su tüketimine özen gösterilmelidir. Su ve diÄŸer saÄŸlıklı içecekler; yiyeceklerimizin sindirimi, emilimi ve hücrelere taşınması, yaÅŸam ve saÄŸlık için gerekli biyokimyasal tepkilerin oluÅŸması, hücrelerin, dokuların, organ ve sistemlerin çalışması, metabolizma sonucu oluÅŸan zararlı maddelerin taşınması ve atılması, vücut ısısının denetimi ve eklemlerin kayganlığının saÄŸlanmasında rol oynar. Su bütün bunların yanında kalsiyum, magnezyum ve flor gibi temel mineralleri de saÄŸlar. Bütün bu vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi vücut su dengesinin korunması ile mümkündür. Vücudun su dengesi; solunum, idrar, ter ve dışkı yoluyla oluÅŸan su kaybının, içecekler ve yiyeceklerle alınan su miktarları ile yerine konması ile saÄŸlanır. Dolayısıyla günlük su alımı 2,0-2,5 litrenin (8-10 su bardağı) altına düÅŸmemelidir.

Enerji dengesinin saÄŸlanması için porsiyon miktarlarına (büyüklüÄŸüne) dikkat edilmelidir.

Dışarıda yemek yeneceÄŸi zaman saÄŸlıklı seçimler yapılmalıdır. Izgara, haÅŸlama, buÄŸulama gibi saÄŸlıklı piÅŸirme yöntemleri tercih edilmeli, yaÄŸlı ve kremalı soslarla hazırlanmış yiyeceklerden ve kızartmalardan kaçınılmalıdır.

Yiyecek içecek alışveriÅŸi yaparken besin etiketleri okunmalıdır. Etikette yer alan porsiyon başına enerji ve besin ögesi içeriklerine dikkat edilmelidir.

Etler ızgara edilirken etle ateÅŸ arasındaki uzaklık eti yakmayacak, kömürleÅŸme olmayacak ÅŸekilde ayarlanmalıdır. Aksi halde kanser yapıcı maddeler oluÅŸur.

Aşırı tuz (sodyum) tüketimi, diyette fazla miktarda toplam yaÄŸ, doymuÅŸ yaÄŸ, trans yaÄŸ ve kolesterol tüketimi, ÅŸeker ve ÅŸeker ilave edilmiÅŸ besinlerin fazla miktarda tüketimi, çok tuzlu, salamura, çeÅŸitli teknolojik iÅŸlemler uygulanmış, bazı katkı maddeleri kullanılmış sebze ve meyvelerin tüketimi azaltılmalıdır.

Yeterli düzeyde fiziksel aktivite yapmak

Fiziksel aktivite egzersiz ve sporu da kapsayan geniÅŸ bir kavramdır. Her yaÅŸ grubunda düzenli fiziksel aktivite;

Sağlıklı olmayı sağlar.
Fiziksel performans kapasitesini artırır
c) Vücut ağırlığı kontrolüne yardımcı olur.
d) Yaşam kalitesini artırır.
e) Denge ve koordinasyonu geliÅŸtirir.
f) Karın bölgesinde yaÄŸlanmayı azaltıp, kemik ve kas kuvvetini artırır.
g) Kalp damar hastalıklarının görülme riskini azaltır.
h) Kanda yaÄŸ (lipid) ve kolesterol düzeyini düÅŸürür.
i) Şeker hastalığı (Tip 2 diyabet) riskini azaltır.
j) Bazı kanser türlerinin (meme, kalın bağırsak gibi) görülme riskini azaltır.
k) Bireyin kendisini daha iyi hissetmesini sağlar, depresyon riskini ve stresi azaltır.
Bu amaçla yetiÅŸkinlerin en az 10 dakika olmak kaydıyla haftada 150 dakika, gençlerin ise her gün en az bir saat fiziksel aktivite yapması önerilmektedir. Fiziksel aktivite olarak hızlı tempoda yürüme, koÅŸma, bisiklete binme, paten kayma, ip atlama, futbol, basketbol, voleybol, yüzme ve tenis gibi sporlar yapılabilir. Kas kuvvetini ve gücünü artırmaya yönelik, şınav, mekik veya ağırlık kaldırma gibi aktiviteleri de yapmak saÄŸlıklı olmak açısından önemlidir.

Alkollü içeceklerden uzak durmak

Alkollü içeceklerin enerji içeriÄŸi yüksek olup vücut ağırlığının artışına (kiloluk, obezite) neden olmaktadır. Alkol tüketimi baÅŸta karaciÄŸer hastalıkları olmak üzere; obezite, kalp damar hastalıkları ve bazı kanser türlerinin oluÅŸmasına neden olabilmektedir. Yapılan araÅŸtırmalar, alkolün oral kavite (ağız boÅŸluÄŸu), farinks (yutak), larinks (gırtlak), özofagus (yemek borusu) ve kalın bağırsak (kolorektal), meme ve karaciÄŸer kanseri riskini arttırdığını göstermektedir. Alkolün tüketim miktarının artmasıyla tüm bu risklerde artış doÄŸru orantılıdır, ancak alkol kullanımı ile ilgili güvenli eÅŸik yoktur. Dolayısıyla alkollü içecekleri hiç tüketmemek en saÄŸlıklı yoldur.

GüneÅŸ ışınlarına fazla maruz kalmamak

Son yıllarda yetersiz D vitamini alımı ile bazı kanser türleri dahil pek çok hastalık riski arasında iliÅŸki olduÄŸu bilinmektedir. D vitamininin en iyi kaynağı güneÅŸten saÄŸlanan ultraviyole ışınlarıdır. Gereksinimin %90’ı bu ÅŸekilde karşılanabilmektedir. Deride D vitamini oluÅŸabilmesi için vücudun en az %25’lik kısmının (eller, kollar, bacaklar, yüz gibi) 15-20 dakika süre ile güneÅŸ ışınlarının dik olarak gelmediÄŸi saatlerde (sabah saat 10 00’dan önce, öÄŸleden sonra 16 00’dan sonra) güneÅŸ ışınlarıyla temas edilmesi gerekmektedir.

Vitamin D’nin temel kaynağı olan güneÅŸin fazlası ve özellikle UV ışınlarının güçlü geldiÄŸi saat sabah 10 öÄŸlen 4 arası maruz kalınması zararlıdır. Çünkü UV ışınlarının deri kanseri ve malign (kötü huylu) melanom gibi insan saÄŸlığı üzerine ciddi zararları vardır. Yukarıda belirtilen saatler arasında güneÅŸin altında kalınmamalı, kalınması gerekiyorsa da gerekli önlemler alınmalıdır. GüneÅŸten korunma en iyi ÅŸekilde gölgelik yerler, güneÅŸ gözlüÄŸü, uygun giysi ve ÅŸapka ile saÄŸlanır. GüneÅŸ kremi de yüz ve eller gibi vücudun güneÅŸe maruz kalan kısımları için gereklidir.

GüneÅŸin UV ışınlarının en yoÄŸun olduÄŸu zamanlar gölgelik yerler aranmalı, ancak aÄŸaçlar ve ÅŸemsiyeler gibi gölge yapıların tam olarak güneÅŸ koruması saÄŸlamadığını unutulmamalıdır.

Koruyucu giysiler giyilmelidir. GeniÅŸ bir aÄŸzı olan bir ÅŸapka, gözler, kulaklar, yüz, boyun ve sırt için iyi bir güneÅŸ koruması saÄŸlar. Yüzde 99 - 100 UV-A ve UV-B koruması saÄŸlayan bir güneÅŸ gözlüÄŸü güneÅŸe maruz kalmada göz hasarını önemli ölçüde azaltacaktır. Mümkün olduÄŸunca vücudu kaplayan sıkı dokunmuÅŸ, bol giysiler güneÅŸten ek koruma saÄŸlayacaktır.

Ayrıca güneÅŸ kremi kullanılmalıdır. Açıkta kalan cilde geniÅŸ spektrumlu bir SPF 30+ güneÅŸ kremi iki saatte bir ve gerektiÄŸinde daha sık uygulanmalıdır. BronzlaÅŸmak amacıyla solaryumdan kaçınılmalıdır. Çocuklar genellikle çevresel tehlikelere yetiÅŸkinlerden daha fazla yatkındır. Açık hava etkinlikleri sırasında çocuklar ve bebekler yukarıdaki gibi yüksek UV maruziyetine karşı korunmalıdır.

Çalışma ortamlarında kansere neden olabilecek maddelere karşı kaynağında koruyucu önlemler almak

İnsanlardaki kanserlerin 4-5’i kadarı çalışma sırasında karşılaşılan faktörlerin etkisiyle meydana gelmektedir. Özellikle kanserojen olduÄŸu bilinen kimyasal maddelerin üretildiÄŸi veya kullanıldığı iÅŸ yerlerinde çalışan bireylerde bu risk yüksektir. Bu nedenle bu gibi yerlerde kanserojen madde kaynağında kontrol altına alınmalıdır. Bu amaçla yapılacak en kesin uygulama kanserojen maddenin hiç kullanılmamasıdır. EÄŸer bu olanaklı deÄŸilse etkili havalandırma sistemlerinin kurulması, iÅŸlemin kapalı sistem içinde yapılması gibi koruyucu yaklaşımlar geliÅŸtirilmelidir. Ek olarak çalışan kiÅŸilerin maske ve eldiven takmak gibi bazı basit mesleki koruyucu önlemler alarak kanserojen maddelerden uzak durması kanserden korunmada yarar saÄŸlamaktadır.

Radon baÅŸta olmak üzere radyasyon maruziyetini azaltmak

Radon kaya ve toprakta bulunan uranyumun bozulmasıyla oluÅŸan kokusuz, renksiz ve tatsız radyoaktif bir gazdır. Radon sigara içiminden sonra akciÄŸer kanserinin en önemli sebebidir. Radon gazı evler, okullar ve iÅŸyerleri gibi kapalı ortamlarda bulunabilir. ÇoÄŸu insan için, radona en fazla maruziyet evde gerçekleÅŸir. Bir evdeki radon konsantrasyonu; evin altındaki kaya ve toprakdaki uranyum miktarına, topraktan eve radon geçiÅŸini saÄŸlayan duvardaki çatlaklar ile boruların veya kabloların etrafındaki boÅŸluklar gibi mevcut yollara, evin yapısına, ev sakinlerinin havalandırma alışkanlıklarına, binanın hava geçirmezliÄŸine baÄŸlı olarak iç ve dış hava arasındaki deÄŸiÅŸim oranına baÄŸlıdır.

Toprakla temas eden bodrum katlarında, kilerlerde veya yaÅŸam alanlarında radon seviyeleri genellikle daha yüksektir. Evlerdeki radon seviyesi; yerden havalandırmanın arttırılması, radonun bodrumdan oturma odalarına geçmesinin önlenmesi, zemin ile duvarların sızdırmaz hale getirmesi ve evin sık sık havalandırmasıyla azaltılabilir. Ayrıca iyonize radyasyona (mesleki veya tıbbi teÅŸhis görüntüleme yöntemleri gibi) maruziyeti de azaltmak da uygundur.

Kadınlar için emzirmek

Emzirmenin anne ve bebek saÄŸlığı üzerindeki birçok yararlı etkisinin yanında annelerde over (yumurtalık) ve meme kanser riskini de azaltmaktadır. Dolayısıyla bebeklerin beslenmesinde ilk 6 ay sadece anne sütüne yer verilmesi, sonrasında 2 yaşına kadar anne sütüne yeterli ve uygun tamamlayıcı besinlerle birlikte devam edilmesi en saÄŸlıklı, en uygun beslenme ÅŸeklidir.

Hepatit B ve HPV aşılarını yaptırmak

Hepatit B virüsü; kan ve diÄŸer vücut sıvıları ile bunların bulaÅŸtığı (enfekte olduÄŸu) araç gereçlerle kiÅŸiden kiÅŸiye bulaşır. Sonrasında siroz ve karaciÄŸer kanserine (hepatosellüler karsinom) kadar gidebilen ciddi hastalıklara neden olur. Hepatit B aşısı, Hepatit B’den korunmada en önemli yoldur. Ülkemizde doÄŸumdan itibaren aralıklı olarak üç doz Hepatit B aşısı T.C. SaÄŸlık Bakanlığı tarafından ücretsiz olarak yapılmaktadır. Risk altında olan veya Hepatit B’nin sık görüldüÄŸü yerlerde yaÅŸayan yetiÅŸkinlerin de aşı olması gerekmektedir.

İnsan papilloma virüsü (Human papillomavirus - HPV) çoÄŸunlukla cinsel temas yoluyla bulaÅŸan bir virüstür. Belirli HPV tiplerinin cinsel yolla bulaÅŸması sonrası kadınlarda rahim aÄŸzı (serviks) kanseri geliÅŸme riski olmaktadır. Bu virüsün ayrıca vulva, vajen (kadın cinsel organları), anüs, penis ve ağız boÅŸluÄŸu kanserine de neden olduÄŸu bilinmektedir. Günümüzde HPV’nin en çok kanser yapan tiplerine karşı geliÅŸtirilen aşılar mevcuttur. Dünya SaÄŸlık Örgütü rahim aÄŸzı kanserine karşı 9-13 yaÅŸlarındaki kız çocuklara aşı yapılmasını önermektedir.

Kentsel hava kirliliğinin azaltılması

Hava kirliliÄŸi, iç veya dış ortamın, atmosferin doÄŸal özelliklerini deÄŸiÅŸtiren herhangi bir kimyasal, fiziksel veya biyolojik etkenle kirletilmesidir (kontamine olmasıdır). Ev ve iÅŸyerlerindeki yakıt araçları, motorlu taşıtlar, endüstriyel tesisler ve orman yangınları hava kirliliÄŸinin ortak kaynağıdır. Açık hava ve kapalı hava kirliliÄŸi, ölümcül olabilecek kalp ve solunum hastalıkları ile birlikte kanser dahil birçok hastalığa neden olmaktadır. Hava kirliliÄŸinin azaltılması için; düzenli olarak hava kalitesi ölçümlerinin yapılarak mevcut durumun tespit edilmesi ve gerektiÄŸinde kanıta dayalı müdahalelerin yapılması, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaÅŸtırılması, yeÅŸil alanların arttırılması, ısınma ve sanayi amaçlı kullanılan yakıtların denetlenmesi, trafikte seyreden motorlu kara taşıtlarının egzoz gazı emisyonlarının kontrol edilmesi, binaların ısı izolasyonlarının yapılması ile kirli havalarda yaÅŸlı, hasta ve çocukların dışarıya çıkmamasına yönelik halkın bilgilendirmesi gibi önlemlerin alınması uygundur.

Katı yakıtları kullanmamak

Kömür veya biyokütlenin (gübre, odun kömürü, odun veya ürün kalıntıları) evde katı yakıt olarak kullanılması iç ortam hava kirliliÄŸini yaratarak; zatürre, Kronik (Müzmin) Obstrüktif (Tıkayıcı) AkciÄŸer Hastalığı (KOAH), iskemik (kanlanmanın azalmasıyla ilgili) kalp hastalığı, inme gibi hastalıkların yanısıra özellikle kadınlarda akciÄŸer kanseri riskini arttırmaktadır. Bu nedenlerden dolayı saÄŸlık açısından; daha uygun yakıtların kullanılması, bu mümkün deÄŸilse kaliteli soba ve ocakların kullanılmalı, soba, ocak ve bacaların bakımının düzenli aralıklarla ve uygun ÅŸekilde yapılması, piÅŸirme ve yaÅŸam alanlarının sık sık havalandırılmasının yanı sıra çocukların dumandan uzak tutulması da yerinde bir yaklaşım olacaktır.

Kanser taramalarını yaptırmak

Kanserlere erken tanı konması halinde, kansere baÄŸlı ölümlerin azaltılması mümkündür. Bu baÄŸlamada kalın bağırsak kanseri, cilt kanseri, kadınlarda rahim aÄŸzı kanseri ve meme kanseri ile erkeklerde prostat kanserine erken tanı koymak mümkündür. Ülkemizde kalın bağırsak, meme ve rahim aÄŸzı kanseri için T.C. SaÄŸlık Bakanlığı tarafından yürütülen kanser tarama programları mevcuttur.

Sonuç ve öneriler

SaÄŸlıklı yaÅŸam davranışları kalp damar hastalıkları ve ÅŸeker hastalığı (Tip 2 Diyabet) baÅŸta olmak üzere pek çok hastalıkla birlikte kanserden korunmada da çok önemlidir. Okullarda öncelikle öÄŸrencilerin saÄŸlıklı kiloda olup olmadığı tespit edilerek, fiziksel aktivitelere yeterli ve etkin zaman ayrılarak, kantinlerde ve öÄŸle menülerinde saÄŸlıklı gıdalara yer verilerek, fazla kilolu veya ÅŸiÅŸman olanlara ayrıca özen gösterilip uygun ÅŸekilde yönlendirilerek, saÄŸlıklı beslenme ve fiziksel aktivite yanında tütün ürünleri ve alkol kullanmamaları konusunda öÄŸrenciler ve veliler bilinçlendirilerek çocuk ve gençlerin saÄŸlıklı yaÅŸam davranışları kazanmaları teÅŸvik edilebilir.

KanserDiyabetObeziteKronik Havayolu HastalıklarıKalp ve Damar HastalıklarıBöbrek HastalıklarıKas ve İskelet HastalıklarıSolunum Yolu EnfeksiyonlarıAğrılar


Tütün ve Kanser

Tütün ve Kanser

Kanser Türleri Nelerdir

Kanser Türleri Nelerdir

Tip 2 Diyabet Belirtileri ve Tanısı

Tip 2 Diyabet Belirtileri ve Tanısı

Tüm Hakları Saklıdır. Copyright 2021 © bilgi@saglicaklagel.com

Gizlilik | Kullanım Koşulları


Sağlık Sitesi