Tip 1 diyabet, insülinin keÅŸfinden önce ölümcül bir hastalık iken insülinin tedavide kullanılması ile birlikte kronik hastalıklar arasına girmiÅŸtir. İnsülin, 1921 yılında Banting ve Best tarafından keÅŸfedildikten sonra, ilk kez 1922’de bir diyabetlide denenmiÅŸ, 1923’de ise ticari üretimine baÅŸlanarak diyabet tedavisindeki yerini almıştır. Bu geliÅŸme, modern diyabet tedavisindeki en önemli adımdır.
İnsülin
İnsülin, pankreas bezinin Langerhans adacıklarındaki beta hücrelerinden salgılanan bir hormondur. Temel etkisi, kan ÅŸekeri seviyesini düÅŸürmektir. SaÄŸlıklı ve normal kilolu bir yetiÅŸkinde günlük insülin üretimi yaklaşık 40 ± 8 IU’dir. Metabolizması normal olan kiÅŸilerde kan ÅŸekerinin yükselmesine cevap olarak insülin salınımı artar. Kan ÅŸekeri seviyesindeki 10 mg/dl’lik küçük bir artış, insülin salınımını uyarır. Ağızdan besin alımını izleyen ilk 15 dakikada kanda insülin düzeyi hızla artar.
Tip 1 diyabette insülin üreten beta hücre sayısının azalması nedeniyle çok ağır insülin eksikliÄŸi vardır, bu sebeple bireyin günlük ihtiyaçlarını karşılayacak insülinin dışarıdan verilmesi gerekir. Tip 2 diyabet de ilerleyici bir hastalıktır. BaÅŸlangıçta, genellikle insülin ihtiyacı olmaz ancak tanı konulduktan sonraki 10 yıl içerisinde tip 2 diyabetli bireylerin en az üçte biri, insülin üretimindeki azalma nedeniyle insüline ihtiyaç duyar hale gelebilir.
İnsülin miktarı, ‘internasyonel ünite (IU)’ olarak tanımlanır. Bir IU insülin; 10 saat aç bırakılmış, 2 kg ağırlığındaki bir tavÅŸanın kan ÅŸekerini 120 mg/dl’den 45 mg/dl’ye düÅŸüren insülin miktarı olarak tanımlanmıştır. İnsanlarda ise 1 IU insülin ile kan ÅŸekeri düzeyinin düÅŸme miktarı kiÅŸiden kiÅŸiye deÄŸiÅŸir.
a. İnsülin ÇeÅŸitleri
İnsülin; keÅŸfinden sonraki ilk dönemde sığır, daha sonra ise domuz pankreasından elde edilirken, 1980’li yıllarda biyosentetik insan insülinleri üretilmiÅŸtir. Günümüzde, diyabet tedavisinde saflaÅŸtırılmış insan insülinleri veya insülin analogları tercih edilmektedir. İnsülin analogları, etki süreleri ve bazı özellikleri ile kan ÅŸekeri ayarını daha da kolay saÄŸlamak amacıyla geliÅŸtirilmiÅŸtir.
b. İnsülin ÇeÅŸitleri ve Etkileri
Diyabeti olmayan saÄŸlıklı bireylerde normal fizyolojik insülin salınımı iki ÅŸekilde gerçekleÅŸir:
Bazal İnsülin: Kan ÅŸekerinin çok yükselmediÄŸi öÄŸün dışındaki saatlerde ve gece saatlerinde ihtiyacı karşılayan insülin salınımıdır. Bireylerin ihtiyacı oranında salgılanır, özellikle gecenin ilerleyen saatlerinde karaciÄŸerden glukoz çıkışını (hepatik glukoz çıkışı) baskılamak üzere hafif bir artış gösterir.
Bolüs (Prandiyal) İnsülin: YemeÄŸi takiben kanda glukoz ya da amino asitler vb. gibi diÄŸer maddelerin artışı ile tetiklenen insülin salınımıdır. Bolüs insülin enjeksiyonunu takiben kan insülin düzeyleri (dalgaları) öÄŸünün karbonhidrat miktarına ve içeriÄŸine göre deÄŸiÅŸir. Normal olarak bolüs insülin salgısı, yemekten 20 ile 30 dk sonra pik yapar ve 2 saat içinde bazal düzeylerine geri döner.
Günümüzde tip 1 diyabetli veya insülin rezervi azalmış tip 2 diyabetli bireylerin tedavisinde daha iyi glisemik ayar yapılabilmesi için ‘bazal-bolüs’ insülin uygulama yöntemi geliÅŸtirilmiÅŸtir. Bu yoÄŸun enjeksiyonla insülin uygulama yöntemi, diÄŸer geleneksel insülin uygulamalarına (tedavilerine) göre saÄŸlıklı bireylerdeki insülin salgısını daha iyi taklid edebilmektedir.
Ayrıca hastalara kullanım kolaylığı sunmak üzere bolüs ve bazal etki gösteren insülinlerin belirli oranlarda karıştırılarak hazırlanması ile hazır karışım insülinler elde edilmiÅŸtir.
Halen kullanılan insülinler (insan insülini, insülin analogları) rekombinant DNA tekniÄŸi ile elde edilmektedirler. Son yıllarda biyobenzer insülinler de kullanıma girmiÅŸtir.
c. Kimler İnsülin Kullanır?
Tip 1 diyabetliler (çocukluk çağı/genç veya eriÅŸkin/ileri yaÅŸta tanı konulan tüm tip 1 diyabetliler).
Diyabet komasına giren hastalar [(DKA, HHD).
Bazı durumlarda tip 2 diyabetliler (infeksiyon, cerrahiye hazırlık, gebelik, ileri evrede karaciÄŸer ve böbrek hastalığı, miyokard infarktüsü (Mİ), OAD’lere
yanıtsızlık, yüksek dozda kortizon kullanımı).
Hastalığın doÄŸası gereÄŸi, uzun süreli tip 2 diyabeti olan hastaların bir bölümü de pankreas beta hücrelerinin iÅŸlevlerinin azalması sonucu, kalıcı insülin tedavisine ihtiyaç duyabilir.
Komplikasyon geliÅŸmiÅŸ olan tip 2 diyabetliler.
Tıbbi beslenme tedavisi ile glisemi düzeyleri kontrol altına alınamayan gebelik diyabeti olan kadınlar.
İnsülin Tedavi Yöntemleri
Diyabetli bireylerde insülin tedavisi, saÄŸlıklı bireyler örnek alınarak fizyolojik insülin salınımını taklit edecek ÅŸekilde planlanır. İnsülin tedavisindeki temel amaç, diyabetli bireylerin saÄŸlıklı bireylerdekine benzer kan ÅŸekeri düzeylerine sahip olmalarını saÄŸlamaktır. Bu amaca uygun pek çok farklı insülin ve tedavi seçeneÄŸi geliÅŸtirilmiÅŸtir. Seçilen bir tedavi rejimi diyabetlinin gereksinimlerine göre biçimlendirilir. Buna göre;
Diyabetin tipi,
KiÅŸinin entelektüel düzeyi ‘önerilecek yönteme uyma becerisi’
Kişinin yemek yeme ve egzersiz yapma alışkanlıkları,
Kendi kendine kan şekerini izleme becerisi ve uygulaması,
Kontrol sıklığı,
Kan ÅŸekeri sonuçları,
Diyabetlinin yaşı,
Diyabetlinin kendi bakımını yapma becerisi,
BireyselleÅŸtirilmiÅŸ kan ÅŸekeri hedefleri göz önüne alınarak bireye özgü insülin tedavi yöntemi belirlenir.
Hekim, bu özellikleri dikkate alarak hangi insülinin, hangi dozda ve sıklıkta kullanılacağına dair bir tedavi yöntemi önerir.