• Ana Sayfa • Gündem / Yorum Covid 19 • Kütüphane • Hakkında • İletişim
İlaç Satmak İçin Önce Hastalık Satmak!
İlaç Satmak İçin Önce Hastalık Satmak! İlaç Satmak İçin Önce Hastalık Satmak!

`Sağlığa Karşı` kitabının yazarı Jonathan M. Metzl, ilaç sektörünün halkla ilişkiler kampanyalarını ve `ilaç satmak için önce hastalık satmak` ilkesinin nasıl uygulandığını anlatıyor:

1990`larda gerçek anlamda ivme kazanan halkla ilişkiler stratejisinin esası hastalığı satarak tedavi satmaktır. Priloces`i satmak için, asit reflüsünü satmalısınız; Latronex`i satmak için, hassas bağırsak sendromunu satmalısınız; Viağra` yı satmak için, ereksiyon bozukluğunu satmalısınız.; Adderall`ı satmak için, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunu satmalısınız. Doktorları ve hastaları sunduğunuz ilacın ya da işlemin iyileştirdiği konusunda ikna ettiğinizde, bir tedaviyi pazarlamış olursunuz.


Bir hasta destek derneğinin bir ilaç şirketince desteklenmesi 1990` larda skandal olarak görülürdü. Günümüzde normale dönmüş durumda. Örneğin, dikkat eksikliği bozukluğu alanında çalışan CHADD adlı hayır kuruluşu, uyarıcı ilaç üreticileri tarafından sübvanse ediliyor; Kadın Sağlığı Araştırmaları Derneği, Sarafem`in imalatçısı Eli LİLLY`nin finansal desteğini alıyor.


Özellikle sınırları bulanık olduğundan genişletilmeye müsaid hastalıklarda, hastalığa duyarlık kampanyaları bu tarz pazarlamanın önemli bir parçasıdır.
Amerika`nın Ruh Sağlığı kampanyasına antidepresan ilaç üreticileri kaynak sağlıyor. Ruh Sağlığı Taraması`na Prozac ve Zoloft ilaç üreticileri kaynak sağlıyor; yüksek okullarda depresyona duyarlık için yürütülen bir kampanyaya antidepresan Effexor`un üreticisi Wyeth kaynak sağlıyor. Aslına bakılırsa, Hasta Hakları Ulusal Vakfı`nın başkanına göre, Amerika`da ilaç sektöründen bir şekilde destek almayan bir tek sağlık sivil toplum kuruluşu yoktur.

 

Şimdi burada biraz duralım ve soralım, diğer ülkelerde durum farklı mıdır?

Konferanslar, sempozyumlar, çalıştaylar ve bir çok bilimsel etkinlik ilaç sektörünün sponsorluğunda gerçekleştiriliyorsa; bu çalışmaların kimlerin amaçlarına hizmet ettiğini nereden bileceğiz?

 

Donald W. Light, Rovan Üniversitesi Tıp Fakültesi Osteopatik bölümünde Sağlık Bakım Sistemleri Profesörüdür. İlaç Endüstrisi ve FDA ilişkileri hakkında özetle şunları söylüyor:

Son 35 yılda hastalar, genellikle çok az faydası olan ilaçlardan kaynaklanan, büyük ölçüde gizli bir yan etki salgınından mustarip oldular.
İlaç endüstrisi, hangi ilaçların geliştirildiği, nasıl test edildiği ve tıbbi bilginin nasıl yaratıldığı üzerindeki belirsizliğiyle tıp pratiğini bozmuştur. 1906`dan bu yana, ağır ticari etki, halkı güvenli olmayan ilaçlardan korumak için yapılan kongre yasalarının yaptırımını zayıflattı. 1992`de kullanıcı ücretlerinin onaylanması, ilaç şirketlerini FDA`nın başlıca müşterileri haline getirerek, kurumun düzenleyici ve kültürel olarak ele geçirilmesini derinleştirdi. Endüstri, daha kısa ortalama inceleme süreleri talep etti ve kanıtları kapsamlı bir şekilde incelemek için daha az zaman kaldığından, etkileri tam olarak test edilmemiş ilaçlar hastaneye yatışları ve ölümleri hızlandırdı.


Günümüzde İlaç firmalarının ihtiyaçlarının karşılanması, hastaların ihtiyaçlarının karşılanmasından daha öncelikli hale gelmiştir. Düzenleyici niyetteki bu bozulma tersine çevrilmediği sürece, durum kötüleşmeye devam edecek.


Kanada Queen`s Universitesi Felsefe Bölümünden Sergio Sismondo ‘Epistemik Yolsuzluk, İlaç Endüstrisi ve Tıp Biliminin Yapısı’ başlıklı makalesinde şöyle diyor:

Bir bilgi sistemi bütünlüğünü önemli ölçüde kaybettiğinde, kendisinden beklenen güvenilir bilgi türlerini sağlamayı bıraktığında, bir epistemik bozulmayı konuşabiliriz..


İlaç şirketlerinin müdahalesinin tıp bilimini bozduğuna dair artık bol miktarda kanıt var.


Tıp camiasında bunun genellikle çıkar çatışmalarının sonucu olduğu varsayılır. Ancak, endüstrinin yozlaştırdığı bazı önemli yollar, çıkar çatışmaları açısından standart analizlerle iyi bir şekilde yakalanmamaktadır. Sadece endüstrinin cömertliği tarafından saptırılan bir tıp biliminin varlığı değildir. Bunun yerine, tıp biliminin ilaç endüstrisi yoluyla yozlaşmasının çoğu aşılama faaliyetleri yoluyla gerçekleşir: İlaç şirketleri kendi araştırmalarını yapar ve tıp biliminin meşruiyetinden yararlanarak onu sorunsuz bir şekilde tıp bilimi ile bütünleştirir.

 

Kierkegaard şöyle diyor: "Dünya değiştikçe yozlaşma biçimleri de zekice kurnazlıklarla gelişiyor, farkedilmesi daha zor bir hale geliyor."

Eklenme Tarihi: 05.10.2021 (Gündem / Yorum / Koronavirüs Haberleri)
Grip Belirtilerini Covid-19`dan Nasıl Ayırt Edebiliriz?
Bağışıklık Sisteminiz Parmak Uçlarınız Kadar Benzersiz...

Bağışıklık Sisteminiz Parmak Uçlarınız Kadar Benzersiz...

Kök Hücre Teknolojisi ile Yaşlanmayı Durdurmak Mümkün mü?

Kök Hücre Teknolojisi ile Yaşlanmayı Durdurmak Mümkün mü?

COVİD-19 Doğa temelli mi?

COVİD-19 Doğa temelli mi?


Ana Sayfa Covid-19 M. İlker ÜNAL Yazıları Gizlilik Kullanım Koşulları Hakkında İletişim
Tüm Hakları Saklıdır. Copyright 2020 © Kurumsal E-Posta Adresimiz: bilgi@saglicaklagel.com
İlaç Satmak İçin Önce Hastalık Satmak!


Sağlık Sitesi